main-banner







Roll Dergisi, S.2, Aralık 1996
“O kadar güzelsin ki, yağmur başladı.”
Richard Brautigan (1935, Washington, Tacoma – 1984, Bolinas, Marin County). Amerikalı hakikat avcısı. Avın anlamını tuttuklarının toplamında aramadı. Avcılığı “başarı”yla ölçmedi. Avlanmak, yalnızca bir yaşama biçimiydi. Irmaktan ırmağa, balıktan balığa, günlüğünü tuttuğu avı bir hayat topografyası oldu çıktı, kendisi de avının avladığı avcı, bir hayat balığı.
Sonra… “Yeşil bir balçık küvetin kenarlarında büyüyordu, etrafta yüzen düzinelerce ölü balık vardı....
Yazının Devamı(“Şairi renklerle okumak” adıyla, Başka dergisinde yayınlandı, S:4, Ekim 2008) Ne Cihat Burak ne de “Şairin Ölümü” “tarihe ait” olmayacaktır. Tarihe geçmekte ve oradan bize çıkagelmektedir. İşte bu yüzden Cihat Burak’ın sanatı işlevseldir.
Cihat Burak’ın “Şairin Ölümü” adlı triptik tablosu, ilk kez 1968 Kasım’ında Taksim Sanat Galerisi’nde sergilenir.(1) “Nazım Triptiği” diye de bilinen bu resimde Cihat Burak, beş yıl önceki ölümünden kısa bir süre önce tanımış olduğu Nazım Hikmet’in simgesel...
Yazının Devamı“Bu eylemi müzik endüstrisinin çıkarlarının, toplumun ve müzisyenlerin çıkarlarıyla uyuşmadığını , endüstrinin toplumun çıkarlarına aykırı hareket ettiğini göstermek ve bir kamuoyu bilinci oluşturabilmek için yaptık. Lütfen müzik endüstrisinin temsilcilerine inanmayalım, bize yalan söylüyorlar!”
19 Eylül 2009 tarihinde, yani bayram arifesinde MySpace ve LastFm sitelerinin erişime engellendiğini fark ettik. O sırada sık kullandığım sosyal ağ olan Friendfeed’deydim. Haber bir anda yayılmaya başladı. Önce Sansüresansür grubu viral bir gerilla eylemi organize edip...
Yazının DevamıStelarc 5 Haziran 2009 tarihinde Akbank Sanat’ta bir seminer verdi. 1996’dan bu yana yaptığı işlerini anlattı. Esprili, performansın antik teatralliğini ve retorik sahnesini yerinde kullanan bir performanstı. Ama sahnede konuşan, kolundaki üçüncü kulağına da konuşan bir Cyborg’du. Kendi bedeni artık kendisine ait olmayan, ağa uzayan, “Makine” ile aramızda bir “Arayüz” haline gelmiş bir Cyborg. İnsan-sonrası…
Şu sıralar İstanbul’da güzel bir etkinlik yapılıyor. 2-12 Haziran 2009 tarihleri arasında, Akbank Sanat, Santral...
Yazının DevamıTrevor Paglen, karanlık, varlığı asla itiraf edilmeyen, haritalarda işaretlenmeyen, derin ve gizli bir dünyanın “deneysel coğrafyası” ile uğraşıyor. Alışıldık, sıradan dünyamızı paralel bir evren gibi kuşatan, varlığı hakkında ancak zaman zaman belli belirsiz işaretler aldığımız, yerlilerinin “kara dünya” adını taktığı bir mekanın izlerini sürüyor, topografyasını görselleştiriyor. Zor ve “riskli” bir av.
“Deneysel coğrafyacı” ve sanatçı Trevor Paglen, 26 Haziran 2009’da İTÜ Taşkışla’da “Haritada Boş Noktalar: Devletin Gizliliği ve Görünürlüğün Sınırları”...
Yazının Devamı(Kitap-lık, S:22, Temmuz-Ağustos 1996)
Yazının Devamı“Bir ilk ve son kitap için, Yazının Sıfır Derecesi ve Aydınlık Oda (Camera Lucida) mutlu adlar. Dehşetli mutluluk, rastlantı ve alınyazısının dehşetli bir biçimde kararsızlaştırdığı. Şimdi hüznün, bugün benimkinin ve onda her zaman duyumsadığıma inandığım hüznün içinden geçerken, Roland Barthes’ı, güleryüzlü ve bezgin, umutsuz, yalnız, derinden inançsız, incelikli, kültürlü, epikürcü, her zaman bırakıp gitmeye hazır ve hiç sabırsızlık belirtisi göstermeyen, öze ilişkin sürekli, temelli bir düş...
Hüseyin Katırcıoğlu’nun anısına…
(Arredamento Dekorasyon, Mayıs ve Haziran 1996 sayıları)
[Performans sanatının ortaya çıkışını ve gelişimini ele alan ve 1994-1996 yılları arasında Türkiye'de gerçekleştirilen performanslardan örneklerle bu sanat türünün "dil"ini konumlayan bu yazı, zaman içinde bir çok kez alıntılandı ve kullanıldı. Performansa dair yeni yaklaşımlar geliştirmeye niyetlendiğim bu günlerde yazıyı yeniden dolaşıma sokmak yararlı olur diye düşündüm.]
Yazının Devamı“Deneysel sözcüğü, başarı ya da başarısızlık terimleriyle yargılanmaya yazgılı bir edim değil, yalnızca...
(Sanat Dünyamız, S: 67, Yıl: 1998, “Dosya: Performans”, sf. 197-201)
[Oldukça "eski" olan bu yazıyı yeniden yayımlıyorum. Çünkü hem performans sanatı konusunda hala yeterince söylem üretilmiş değil hem de yazıda sergilediğim yönelim hala tazeliğini koruyor.]
Yazının Devamı“Bir köksap ne başlar ne de biter. O hep ortadadır, şeylerin arasında, bir ara-varlık, intermezzo. (…) Orta-yer, artık ortalama anlamına gelmez. Tersine nesnelerin hız kazandığı bir alan olup çıkar. Şeyler arasında, bir yerden bir başkasına...
Sabah Pazar Eki sf. 10, 04.01.2009
“E-devlet sadece çıban. Cerahatin fışkırdığı yerlerden biri. Biz sivilce dolu, ergen bir surata sahibiz. Her yerimizden cerahat fışkırıyor. Aynı zamanda sevimli bir çocuğuz. Bir de toramanız! Herkesin bize ihtiyacı var. 17. büyük ekonomiyiz. Bu kadar büyük bir ekonominin kendini yönetmesine izin verildiği nerede görülmüş!”
Ropörtaj: ECE KOÇAL
Bilgi ekonomisi uzmanı Dr. Özgür Uçkan, 2008′in son günlerinde hizmete giren “e-devlet”imizi eleştirdi. Özgür Uçkan, e-devletin faydalı...
Yazının Devamıh+sanart, S. 5 Temmuz-Ağustos 2008
Sanatın “iş yapması” ile “işe yaraması” arasındaki fark, “süslü” / “stilize” ve “minimal” arasındaki farktan çok daha radikal.
Adolf Loos’un 1908’de yayınladığı ünlü modernist manifestosu “Süs ve Suç”, kültürün evrimini süslemeden arınmaya bağlarken, döneminin sanat ve mimarisindeki stil abartısına tepki olarak işlevi erişebilir kılma idealini dile getiriyordu. Loos’un sergilediği “yüksek” kültürel ilerlemeci yaklaşımın şoven, kolonyalist, neredeyse faşizan çıkarımlarına katılmaya bugün kimse cesaret edemese de, süsleme...
Yazının Devamı