log

Özgür Uçkan

Göçebe Bilgi
social

İstanbul’dan Bir Cyborg Geçti: Stelarc

Stelarc 5 Haziran 2009 tarihinde Akbank Sanat’ta bir seminer verdi. 1996’dan bu yana yaptığı işlerini anlattı. Esprili, performansın antik teatralliğini ve retorik sahnesini yerinde kullanan bir performanstı. Ama sahnede konuşan, kolundaki üçüncü kulağına da konuşan bir Cyborg’du. Kendi bedeni artık kendisine ait olmayan, ağa uzayan, “Makine” ile aramızda bir “Arayüz” haline gelmiş bir Cyborg. İnsan-sonrası…

Şu sıralar İstanbul’da güzel bir etkinlik yapılıyor. 2-12 Haziran 2009 tarihleri arasında, Akbank Sanat, Santral İstanbul ve Talimhane Tiyatrosu’nda gerçekleşen faaliyetleriyle “Kurye Uluslararası Video Festivali”… (Festival programına www.kuryevideo.org dan ulaşabilirsiniz.) Festivalin onur konuğu, dünyaca ünlü performans sanatçısı Stelarc’tı. Evet, İstanbul’dan bir cyborg geçti…

5 Haziran 2009 tarihinde Akbank Sanat’ta bir seminer verdi. 1996’dan bu yana yaptığı işlerini anlattı. Esprili, performansın antik teatralliğini ve retorik sahnesini yerinde kullanan bir performanstı. Ama sahnede konuşan, kolundaki üçüncü kulağına da konuşan bir Cyborg’du. Kendi bedeni artık kendisine ait olmayan, ağa uzayan, “Makine” ile aramızda bir “Arayüz” haline gelmiş bir Cyborg. İnsan-sonrası…

Bedenin atıl, boş, hatta yok olduğunu, aşılması, genişletilmesi, protezlerle uzatılması, iyileştirilmesi ve yeniden tasarlanması gerektiğini düşünen Stelarc işe bir şaman gibi bedenini çengellerle asıp insanların üzerinde sallandırarak, ipler ve raylar üzerinde dolaştırarak başladı. Bu bakımdan, Stelarc’ın işleri 70’lerden bu yana performans sanatçılarının yeniden-temsiliyet mantığını reddederek kavramsal ifadenin yeni biçimlerini ararken ayrıcalıklı medyum olarak bedeni kullanmaları geleneğinin içinde değerlendirilebilir.

Antonin Artaud’nun, soluk, çığlık, jest mimik gibi bileşenlerle “vahşet duyumu”nu iletişime dönüştüren “beden dili”nin fizik grameri ya da Joseph Beuys’un, gerçek iletişimin ancak sanatla “tedavi edilmiş” bir gövde kullanılarak gerçekleştrilebileceğini savunan “sosyal plastik”i bu kavramsal ifadenin duraklarıydı. Stelarc’ın bedenle hesaplaşması da, Nietzsche’den Deleuze’e, Descartes’dan von Neumann’a uzanan felsefi serüvenin bir parçası olarak düşünülebilir.

Stelarc, “asılı bedenler”den insan-makine etkileşimine yöneldi. Üçüncü Kol, URL Beden, Ping Beden, Hayalet Beden, Parazit gibi işler, bedenin robotik ve/veya siber uzantılarla (protezlerle) genişletilmesi esasına dayanıyordu. Örneğin, internete bağlı bir beden, kullanıcıların siber etkileşimi ve attıkları ping’lerle gayri-iradi bir şekilde deviniyordu. Kullanıcılar bedeni “kullanıyordu”.

Zaten Stelarc’a göre beden hem zombi hem de cyborg. İstemsiz, istila edilmiş, ele geçirilmiş bir organizma ve “sanal sinir sistemleri” (VNS), dış iskeletler (Exoskeleton), protez kafalar, kollara monte edilmiş bluetooth takılı üçüncü kulaklar, kas makineleri ve bilgi ağlarına entegrasyonla geliştirilebilir bir arayüz. İnsan türünün devamı için üreme fonksiyonu da insan-makine arayüzü ile geliştirilmiş kadın-erkek ilişkisiyle yer değiştirebilir o halde… Hatta bedeni veya parçalarını bir “yazıcıya” gönderip “çıktı” alarak onu yeniden üretebiliriz!

Stelarc’ın teknoloji vizyonu daha çok bir “yapma biçimi” olarak “techne” kavramını düşündürüyor. Nasıl bir zamanlar “techne” ve “poiesis” arasında asli bir ilişki varolduysa, bugün Stelarc gibi sanatçıların teknolojiyle kurdukları ilişki de sanatı tekrar “techne”ye bağlıyor.

Siber “mekan”, bana hakikatin insan algısıyla sınırlı olmaması gerektiğini hatırlatıyor; Stelarc’ın işleri de bedenin ille de “verili” bir organizma olması gerekmediğini… “Organsız” bir beden de mümkün. Bir “avatar”…

Bedenin kendisi bir arayüz ve mükemmel değil. Tıpkı bugün kullandığımız dijital arayüzlerin henüz mükemmel olmadıkları gibi. Nasıl etkileşimi tasarlamak için arayüzü tasarlamamız gerekiyorsa, daha etkileşimli bir hayat için bedeni tasarlamamız gerekebilir.

Neyse, ara sıra bir Cyborg’la karşılaşmak iyi geliyor…

NOT:

Stelarc’ın işleri ve yazıları için: www.stelarc.va.com.au

Toplam Yorum: ...
captcha
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz
sag

“Göçebe Bilgi”

Disiplin kimliğin, kimlik aklın, akıl hayal gücünün yerini almasın; düşünce disiplinler, fiiller, diller, kültürler "arası" dolaşsın diye... Bilgiyi neşelendirmek için… Zihin "göçebe"...