log

Özgür Uçkan

Göçebe Bilgi
social

Haritadaki boş noktalar: Deneysel coğrafyacı Trevor Paglen İstanbul’daydı

Trevor Paglen, karanlık, varlığı asla itiraf edilmeyen, haritalarda işaretlenmeyen, derin ve gizli bir dünyanın “deneysel coğrafyası” ile uğraşıyor. Alışıldık, sıradan dünyamızı paralel bir evren gibi kuşatan, varlığı hakkında ancak zaman zaman belli belirsiz işaretler aldığımız, yerlilerinin “kara dünya” adını taktığı bir mekanın izlerini sürüyor, topografyasını görselleştiriyor. Zor ve “riskli” bir av.

“Deneysel coğrafyacı” ve sanatçı Trevor Paglen, 26 Haziran 2009’da İTÜ Taşkışla’da “Haritada Boş Noktalar: Devletin Gizliliği ve Görünürlüğün Sınırları” adlı bir sunum yaptı. Etkinlik Garanti Galeri, Platform Garanti’nin “Disiplinlerötesi” konferans dizisi ve 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin “Kırmızı İplik Konuşma ve Sohbetler” dizisi kapsamında, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi işbirliğiyle gerçekleştirildi. Paglen, 12 Eylül-8 Kasım 2009 tarihleri arasında yapılacak 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin de sanatçılarından biri.

Sanatçı, yazar Trevor Paglen kendisini aynı zamanda bir “deneysel coğrafyacı” olarak tanımlıyor. Bizi çevreleyen dünyayı anlamak üzere alışılmadık, ancak üzerinde titizlikle çalışılmış yöntemler inşa etmek için sosyal bilimler, güncel sanat ve daha karanlık disiplinler arasındaki sınırları kasıtlı olarak bulanıklaştırdığını söylüyor. Six CIA Officers Wanted in Connection with the Abduction of Abu omar from Milan, Italy, 2007-sm

Six CIA Officers Wanted in Connection with the Abduction of Abu omar from Milan, Italy, 2007-sm

Paglen Berkeley Kaliforniya Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde öğretim üyesi ve işleri Pittsburgh The Andy Warhol Museum’da, Philadelphia Institute of Contemporary Art’da, San Francisco Yerba Buena Center for the Arts’da, Munich Kunstraum Muenchen’de, Massachusetts Museum of Contemporary Art’da, the San Francisco Museum of Modern Art’da sergileniyor; BerlinTransmediale.08 Festivali gibi bir çok platforma katılıyor. Paglen’in yayınlanmış üç kitabı var: Araştırmacı gazeteci AC Thompson ile birlikte yazdığı ve CIA’in dünya çapında yasadışı tutuklama, işkence ve kaybetme amaçlı “olağandışı teslimat” uçuşları hakkındaki ilk kitap olan “Torture Taxi: On the Trail of the CIA’s Rendition Flights” (İşkence Taksisi: CIA’in Teslimat Uçuşlarının İzinde); “karanlık” askeri programların görsel kültürünü incelediği “I Could Tell You But Then You Would Have to be Destroyed by Me: Emblems from the Pentagons Black World” (Sana Anlatabilirdim, Ama Sonra Seni Yoketmem Gerekirdi: Pentagon’un Kara Dünyasından Amblemler); ve son kitabı, İstanbul’daki konuşmasının da çıkış noktası olan, “Blank Spots on the Map: The Dark Geography of the Pentagon’s Secret World” (Haritadaki Boş Noktalar: Pentagon’un Gizli Dünyasınıın Karanlık Coğrafyası). Ayrıca, editörlüğünü Nato Thompson’un üstlendiği “Experimental Geography: Radical Approaches to Landscape, Cartography, and Urbanism” (Deneysel Coğrafya: Peyzaj, Kartografi ve Şehirciliğe Radikal Yaklaşımlar) adlı kitapta bir denemesi yer alıyor. Sanatçıyla yapılmış çok sayıda söyleşiye kişisel web sitesinden ulaşmak mümkün .

Kitaplarından ve işlerinde de anlaşılacağı üzere, Trevor Paglen gerçekten de karanlık, varlığı asla itiraf edilmeyen, haritalarda işaretlenmeyen, derin ve gizli bir dünyanın “deneysel coğrafyası” ile uğraşıyor. Alışıldık, sıradan dünyamızı paralel bir evren gibi kuşatan, varlığı hakkında ancak zaman zaman belli belirsiz işaretler aldığımız, yerlilerinin “kara dünya” adını taktığı bir mekanın izlerini sürüyor, topografyasını görselleştiriyor. Zor ve “riskli” bir av.

Burak Arıkan’ın deyişiyle bu bir tür “askeri altyapı sanatı”: “Sanatçı Trevor Paglen CIA ajanlarının dünya üzerindeki hareketlerini, belirsiz zamanlarda kalkıp inen istihbarat uçaklarını, gizli askeri üsleri, faili meçhulları buluyor. Paglen’in işleri günümüz sanat alanında sık görülen karıştırma, araya girme, tersine çevirme, üstüne alma, ekstra kullanma, tarife yazma, harfi harfine uygulama, “appropriation” gibi yöntemlerden farklı olarak “olmayan” merkezleri araştırıp belgeleme (askeri kamplar), şüpheli takip etme (milli istihbarat teşkilatının hareketleri), saklı altyapıları ortaya çıkarma (devletler üstü çalışan Ergenekon vb.) gibi eylemlerden oluşuyor. Belki Leonardo da Vinci ortaçağda bir Mason locasının işleyiş şemasını ortaya çıkarmış olsaydı veya son zamanlarda Türkiye’nin holding müzelerinde yedirilen Dali, Picasso gibi sanatçılar geçtiğimiz yüzyılın Soğuk Savaş örgütlerini bir gerçeküstü bir dışavurumcu kompozisyona gömseydi benzer bir etki sözkonusu olabilirdi.”

Trevor Paglen, “kara dünya”ya yaptığı yolculuklarda “deneysel coğrafya” araştırmaları için astronomiye de başvuruyor. Astronomik mercekleri yatay olarak kullanarak askeri sit alanlarının, gizli hapishanelerin, inip kalkan işaretsiz uçakların, gizli test pistlerinin, elektronik savaş üslerinin “telefotoğraflarını” çekiyor. Bazen de bu mercekleri asıl amaçlarına göre kullanıp gizli istihbarat uydularının geçişlerini kaydediyor.

Paglen’in deneysel coğrafyası bir yeraltı haritasını açğa vuruyor. Ona göre, ileri teknolojiyle artık gündelik dünyamızda nimetlerinden sıkça yararlandığımız haritacılık yeterli değil. Haritalar “boş nokta”larla dolu. Enformasyon haritalarımız da öyle. Ya da “sahte nokta”larla… Dezenformasyon noktalarıyla dolu, bizi içinde kaybeden haritalar.

Paglen, “kurumların, devletin ve ulusal güvenliğn kurduğu, ifşa edilmemiş sınırlar, gölgede kalmış haydut yatakları ve yeraltı finans peyzajlarından oluşan devasa ağın izini sürmek için kullandığı bir ‘deneysel coğrafya’ inşa ediyor. Kimi zaman dikenli tellere takılsa da, genellikle taktikleri onu, kamunun normal gündelik alanı dışında kalan askeri-endüstriyel kompleksi yöneten iktidar ekolojisinin haritasını çıkarmaya yeterince yaklaştırıyor.” (Bryan Finoki, “Hitching Stealth with Trevor Paglen”, Archinect.com)

Trevor Paglen’in “deneysel coğrafya”sı ile güncel sanat arasındaki ilişki ise “mekan üretimi” kavramında düğümleniyor. Coğrafyacı-filozof Henri Lefebvre’e atfedilen bu kavram, mekanın yalnızca içinde yer alan insan etkinliğinin kabı olmayıp, aynı zamanda bu etkinlik tarafından akif bir biçimde üretildiği düşüncesini içeriyor. Üretilen bu yeni mekan da insan etkinliğini derin bir şekilde dönüştürüyor. Bu açıdan bakıldığında, sanat ve kültür üretimi de farklılaşıyor. Deneysel coğrafyacı “sanat nedir” diye değil; “sanat olarak adlandırılan bu şeyin üretildiği mekan nasıl bir mekan” diye soruyor. Yani soru, “sanat dediğimiz bir şeyi oluşturmak ve dahası ‘sanat dünyası’ olarak bildiğimiz bir mekanı üretmek için bir araya gelen özel tarihsel, ekonomik, kültürel ve söylemsel birleşimler nelerdir” sorusuna dönüşüyor. (Trevor Paglen, “Experimental Geography: From Cultural Production to the Production of Space“, The Brooklyn Rail, 2008) Bu yaklaşım ise, tüm üretimler gibi kültürel üretimin de aslında bir mekan üretimi olduğu sonucuna ulaştırıyor. Bu bakımdan “kültür mekanı”, Paglen’in Ruth Wilson Gilmore ve Clayton Rosati’ye referans vererek adlandırdığı gibi, bir “duygular altyapısı” haline geliyor. (a.g.y.)

Paglen’e göre coğrafya sadece bir sorgulama yöntemi değil. Coğrafya mekan üretimini inceleyebilir, ama aynı zamanda bir mekan da üretir. Yani “coğrafyacılar yalnızca coğrafyaları incelemekle kalmaz, coğrafyalar üretirler” (a.g.y.). Bu bağlamda “deneysel coğrafya” mekanın üretimi bir ontolojik koşul olarak ele almakla yetinmeyip, mekan üretimini aktif bir biçimde deneyimler.

Bu noktada Paglen, Walter Bejamin’in 1934’de yazdığı önemli bir denemeye referansta bulunuyor: “The Author As Producer” (Üretici Olarak Yazar) . Benjamin’in yaklaşımı, kültür üretiminin dönüştürücü yapısına vurgu yapıyordu. Üreten yazar üretimiyle birşeyleri değiştiriyordu. Paglen’e göre Benjamin, “dönüştürücü kültürel üretimin görevi, insan özgürlüğünü genişletmek için tasarlanacak bir şekilde duyguların ‘altyapısı’nı yeniden icat etmek amacıyla kültürel üretimin bağlantılarını ve aygıtlarını yeniden kurgulamak olduğunu düşünüyordu. Eserin aktüel içeriği ise ikincildi. (… Bu bağlamda) ‘deneysel coğrafya’, Benjamin’i izleyerek, politikanın dışında bir şeyin olmadığı, çünkü mekan üretiminde politika dışı hiçbir şeyin olmayacağı (ve mekan üretiminin aslında politik oladuğu) olgusunu doğal kabul eder. (…) O halde, deneysel coğrafyanın görevi, kültürün mekansal pratiklerinde açığa çıkan imkanları yakalamaktır. Eleştirel düşüncenin, salt eleştirinin ve politik tavırların ötesine, pratiğin alanına geçmek için. Yeni mekanların, yeni varlık biçimlerinin yaratımını deneyimlemek için.” (a.g.y.)

Bu açıdan bakıldığında Trevor Paglen’in deneysel coğrafyası ve sanat işleri ciddi bir biçimde “işe yarıyor”. Bizi körelten karanlık bir coğrafyanın izdüşümünü ışığa çıkararak ürettiği alternatif mekan, coğrafi, enformatik, zihinsel haritalarımızdaki boş noktaları doldurarak bizi özgürleşmeyi deneyimlemeye kışkırtıyor.

İyi avlar Trevor Paglen!

Not: Trevor Paglen’in İstanbul sunumunu kaçıranlar şu Google Tech sunumunun videosunu izleyebilir (YouTube’a hala giremeyenler, opendns, tünel, kalkan vs. kullansın artık – mesela http://www.vtunnel.com/ – videonun youtube adresi)

Toplam Yorum: ...
captcha
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz
sag

“Göçebe Bilgi”

Disiplin kimliğin, kimlik aklın, akıl hayal gücünün yerini almasın; düşünce disiplinler, fiiller, diller, kültürler "arası" dolaşsın diye... Bilgiyi neşelendirmek için… Zihin "göçebe"...